
"Asal sayıdır yalnız insan.
Bir'den ve kendisinden başka
kimselere bölünmez... "
diyor küçük iskender.
sonra başım ağrıyor, oyle hastalıktan falan da değil. sonraya erteliyorum, sonra sonra anlıyorum, sonra sonra düşünmüyorum, kayboluyorum, haliyle durup durup gidiyorum. kafamın içinde o ağrıyan, o uyuşan yer sürekli gidiyor, oraya gidiyor, buraya gidiyor, yastıklarda kalamayan kokulara gidiyor, şehirlere gidiyor, sandallara biniyor, garlarda iniyor, tren kokuyor, nostaljik! oluyor, sarı bir hüzün gibi yapışıyor boğazıma hep aynı şeyler.
kafa bu, uçaaaar giderr..bense duruyorum, olduğum yerdeyim, her uyandığımda aynı yatakta, her gece aynı lanet odada. bir yere gittiğimiz mi var? diyor bebeklik fotoğrafım, dalga geçer gibi. güvercin şapşal, suratımda patlıyor bakışı, sanki her gün aynı kuş pencerede bitiyor. kitapların kokusu bile aynı, umut kokmuyor, farklı ülkelere benzemiyor kapakları, en çekici yerleri. kiviyle haşır neşirken tanelerim sokülüyor, kararıyorum, insanların yemyeşil dünyasında tanecik olmaktan mutlu olduğumu fark ediyorum. sonra kendi dünyamda ne kadar yer kapladığımı soruyorum?
belki ağrımıyor, belki gidemiyorum, belki sadece uyuşuyorum, ya da kafam karışık.
hiçbir şey bilmiyorum.
kalbimden ismin geçti ah! kimseler duymadı..
..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder