..
zamana adını vermişken, her geçen dakika üstünü çizmeye çalışırken fark ettim düğümlenen kelimeleri. çozülemeyen; sağdan için, soldan dışın çıkan bu bilmeceyi..
ve bir nefes daha.. bir nefes daha çekilir ayrıntılarda dumanından.. bir şişe şarap yetmezken, bir nefeste, tek çekimde sarhoş eden kokun.. sinmeseydi bu denli kaybolmazdı yerli yerinde duran her şey. çiçek açtı gozlerimde, yüzümü dondüm günebakanlar gibi dokunduğun her yere.. düş kesmiyor, tırnakladığım geceleri, yine mi jiletliyiz? yine mi bu gece? "ben sana bir annenin evladına duyduğu hisleri besledim."
sahte ile gerçeğin karmaşası, başka açıklaması olamazdı ya zaten..
ayaklarım kesiliverdi yerden de biz yere erken indik.
ne olacaktı ki? dort günlük bir şey işte..
ah!
..
22 Nisan 2010 Perşembe
19 Nisan 2010 Pazartesi
heaven please..
..
cennetin düşündesin, varamadın, varamayacaksın..
çığlık çığlığa kemiren bir tarafın olacak hep, tüm haklılığına rağmen.
durup düşüneceksin, senden bağımsız insanların ne hissettiklerini
ve belki bir kez olsun anlam verebileceksin.
rüyamda sesleniyordum sana, korkuyordum.
olmandan, olabileceğinden değil, bir bir yok oluşundan, tutamamamdan.
nefes alıp yine aynı şehirlerde yitip gitmekten ki yittin..biliyorum.
hepsinden bir bir korkuyordum ve bir jilet atıyordum geceye, uykusuzluğuma, aldığım her şeye, verdiklerime..
açtığmda yoktun, bir bir kaybolacak nefesinin tadı belki biraz dudaklarımda.alamadım tadını, uzaktın çünkü, mekansızdın, uzaktın, en çok yanıldığımdın.
burdan yaktım..
ozlemedim
hiç ozlemedim.
..
cennetin düşündesin, varamadın, varamayacaksın..
çığlık çığlığa kemiren bir tarafın olacak hep, tüm haklılığına rağmen.
durup düşüneceksin, senden bağımsız insanların ne hissettiklerini
ve belki bir kez olsun anlam verebileceksin.
rüyamda sesleniyordum sana, korkuyordum.
olmandan, olabileceğinden değil, bir bir yok oluşundan, tutamamamdan.
nefes alıp yine aynı şehirlerde yitip gitmekten ki yittin..biliyorum.
hepsinden bir bir korkuyordum ve bir jilet atıyordum geceye, uykusuzluğuma, aldığım her şeye, verdiklerime..
açtığmda yoktun, bir bir kaybolacak nefesinin tadı belki biraz dudaklarımda.alamadım tadını, uzaktın çünkü, mekansızdın, uzaktın, en çok yanıldığımdın.
burdan yaktım..
ozlemedim
hiç ozlemedim.
..
18 Nisan 2010 Pazar
ciddiyet!
..
bu bu tam olarak bu..
bazen
ne hissettiğimi bilmediğim zamanlar, kirpikler doluşuyor gozlerimin içine.
sonra burnumun içinde bir karınca geziniyor, sonra dudaklarım soğuktan titriyor bahara rağmen. bu kadar işte, ozeti bu.
bombok günlerin ardından güneş açacağını her ebeveyn ezberletir çocuğuna. hayal kırıklıklarının suratında patlayacağını hiç hesaba katmadan. kurnaz olmayı oğretmeliler halbuki.. bir verip kırk almayı, kırk yıllık hatırların yalnızca fallarda kaldığını oğretmeliler. kontrolün yitirildiği donemlerde balyoz indirmeliler. ve sonra yine -meli -malılar..
çocukluğuma inilmesini oneriyorum tüm yüzsüzlüğümle ve en boktan kahkahamı fırlatıyorum her yere. hiçbir şey hissedemeyecek hale gelen bünyenin en sağlam yaptığı şey, kahkaha atmak..
kendimi bir şeye vermekten korkuyorum artık, çünkü kendimden korkuyorum, dozsuzluğumdan korkuyorum. nefretin, aşkın, seviyesizliğin, küfürlerimin dozundan korkuyorum. omrümde sovmedim şu hayata ama bugün sovüyorum en sağlam kahkahamı savurarak.
..
bu bu tam olarak bu..
bazen
ne hissettiğimi bilmediğim zamanlar, kirpikler doluşuyor gozlerimin içine.
sonra burnumun içinde bir karınca geziniyor, sonra dudaklarım soğuktan titriyor bahara rağmen. bu kadar işte, ozeti bu.
bombok günlerin ardından güneş açacağını her ebeveyn ezberletir çocuğuna. hayal kırıklıklarının suratında patlayacağını hiç hesaba katmadan. kurnaz olmayı oğretmeliler halbuki.. bir verip kırk almayı, kırk yıllık hatırların yalnızca fallarda kaldığını oğretmeliler. kontrolün yitirildiği donemlerde balyoz indirmeliler. ve sonra yine -meli -malılar..
çocukluğuma inilmesini oneriyorum tüm yüzsüzlüğümle ve en boktan kahkahamı fırlatıyorum her yere. hiçbir şey hissedemeyecek hale gelen bünyenin en sağlam yaptığı şey, kahkaha atmak..
kendimi bir şeye vermekten korkuyorum artık, çünkü kendimden korkuyorum, dozsuzluğumdan korkuyorum. nefretin, aşkın, seviyesizliğin, küfürlerimin dozundan korkuyorum. omrümde sovmedim şu hayata ama bugün sovüyorum en sağlam kahkahamı savurarak.
..
10 Nisan 2010 Cumartesi
uzun kanatlı kuş sürüleri diliyorum sana

aşk çılgınlığının köprülerinden geçelim seninle
sevgilim, yaban otları arasında bulduğum yeşim
yüreğimdeki su birikintisinde okyanusu arayan nehir
sevgilim, unutmabeni çiçeğinin tuttuğu günlük
gözlerimle sarıldığım kuğu bulutlu gökyüzü
ellerini ayrılıklardan kaçırdığım
dalgın deniz feneri duruşlu
ilkbaharda gezinen sis saçlı sevgilim
mevsimlerin ilkokulundan kışı silelim seninle
yaz yağmurlarına yakalanalım
kumsalında sevişmek istediğin kız kalesi'nin önünde
açık hava sinemalarının yıkıntılarında uyuyalım
yer gösterici uyandırsın bizi
gözümüze sıktığı el feneriyle
'hadi kalkın sevdalılar,
aşk hikayesi filminde oynayan çift yaşlanmış,
seyirci sizi görmek istiyor!'
binlerce, onbinlerce kemanla çağırdığım dolunay
elektriğin gümüş suyuna ışığını değdiren yıldız
yeraltı kentimde biten güzelavrat otu
geçmiş sevdalarımı erittiğin geceler için
yeniden birini sevmenin ne olduğunu anımsattığın
yüzümde tahtlar devirdiğin,
saraylar yıktığın için
düşlerinin içinden geçecek
uzun kanatlı kuş sürüleri diliyorum sana
ve severken seni,
sevdikçe seni
hep çocuk kalacağım, biliyorum
..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
